Geçtiğimiz sene toplam 6 bin 800 adet treyler üreten ve bunun yüzde 80’ini Türkiye pazarında satan Tırsan, yüzde 20’sini de ihraç etti. İhracatın 2010 yılı ile karşılaştırıldığında yüzde140 arttığını kaydeden Tırsan Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Nuhoğlu, “ADR mevzuatına tabi akaryakıt, bitüm ve bunun gibi tehlikeli madde taşıyan araçlarda da 2011 yılında üretim adedimiz 297 olarak gerçekleşti. 2011 yılında sadece akaryakıt tankeri yurtiçi satış adedimiz 176 oldu. Yurtdışı pazarlarda ise en büyük ihracat pazarımız Almanya. 2012 yılında tehlikeli madde taşıyan araçlarda üretim hedefimiz 432 araç olarak planlandı” dedi.
2011 yılına genel olarak bakıldığında 2009 yılında ertelenmiş talebin 2011 yılının ilk altı ayında önemli ölçüde arttığını söyleyen Nuhoğlu, bu sayede toplam pazarın 2011 yılının ilk altı ayında, 2010 yılının toplam satış adedine ulaştığını kaydetti. Tankerde Kassbohrer markasının Türkiye distribütörlüğünü ve üretimini yaptıklarını anlatan Çetin Nuhoğlu, “Kassbohrer akaryakıt tankerlerimiz dünya standartlarında üretilmekte. Tırsan Treyler olarak uluslararası standartları takip ediyoruz ve yurtiçi pazarda müşterilerimize bu seviyede kalite sunuyoruz” şeklinde konuştu.
Tehlikeli madde taşımacığının çok önemli bir iş olduğunu ifade eden Nuhoğlu, bu bilinçle hammadde alımından, aracın müşteriye teslimine kadar her aşamada çok dikkatli ve özenli olduklarını söyledi. Nuhoğlu, Kassbohrer tankerlerin mevzuatların öngördüğü tüm basınç, sızdırmazlık, devrilme gibi testlerden başarıyla geçmek için Türkiye’de bugüne kadar yapılmış olan tüm üretim yöntemlerinden farklılaşarak, Alman teknolojisi ve mühendislik bilgi birikimiyle üretildiğini belirtti. Tüm tankerlerin Almanya TÜV-SÜD tarafından verilen tip onayı ve ADR sertifikalarına sahip olduğunu kaydeden Nuhoğlu, “ADR sertifika süreci, tasarım sürecinden başlayarak kaynak, sızdırmazlık, basınç ve fonksiyonellik olmak üzere birçok testten oluşuyor” dedi.
Tırsan Ar-Ge Merkezi’nde tanker ürün grubuna ait araştırma geliştirme faaliyetlerini sürdüren 10 kişilik özel bir mühendislik ekiplerinin bulunduğunu kaydeden Nuhoğlu, “Bu mühendislerimiz üretim proseslerinin iyileştirilmesi, mevzuatlarda meydana gelen değişikliklerin takibi ve tasarımların bu değişikliklere uygun hale getirilmesi gibi çok kapsamlı projeler üretiyor. Tırsan Ar-Ge Merkezi’nin geliştirdiği Kassbohrer kamyon üstü silindirik tankerin lansmanını Comvex 2011 fuarında yapıldı. Kassbohrer kamyon üstü silindirik tankerimiz, ECE R 111 mevzuatı ile düzenlenen ‘tehlikeli madde taşıyan tankerlerin devrilmeye karşı olan stabilite şartları’nın tarif edildiği mevzuata tam uyumlu olarak yapıldı” açıklamasında bulundu.
Türkiye’de gerek mevzuat gerekse denetim eksikliklerinden dolayı tehlikeli maddelerin çoğunlukla uygun olmayan araçlar ile taşındığına işaret eden Çetin Nuhoğlu, bu durumun karayollarında ‘patlamaya hazır bombaların’ dolaştığı anlamına geldiğini ifade etti.
Tehlikeli madde taşıyan araçlar ile ilgili kaza haberlerinin sıkça duyulduğunu da aktaran Nuhoğlu, bu tür kazalarda can ve mal kayıplarının diğer trafik kazalarından çok daha büyük olduğunu söyledi. Avrupa Birliği’nin 2000 yılında yürürlüğe koyduğu R111 Yönetmeliği’ne uyulmasını sıkı denetlediğini belirten Nuhoğlu, “AB, ADR ve R111 mevzuatları şartlarını yerine getirmeyen araçların sadece tehlikeli madde taşımasına değil, topluluk üyesi ülkelerde alım satımına ve damping edilmesine dahi müdahale etmektedir. Ülkemizde ADR yönetmeliğinin denetimini gerçekleştirecek olan resmi kurumun ve yönetmeliğe uygunluk raporu verecek akredite teknik büroların tespiti 2011 yılı itibarıyla yapıldı. 2012 yılı başında sevindirici bir haber olarak da bu kurumun 2013 yılından itibaren TÜV Türk olacağı belirtildi” bilgisini verdi.
“Kullanıcı yanlış yönlendiriliyor”
Teknik konuların ve mevzuatların yürürlüğe alınmasında yavaş hareket edildiğini ve bunun bir boşluk oluşturduğunu savunan Çetin Nuhoğlu şunları söyledi: “Bu durum, ülkemizde ADR’ye uygun tanker’ ürettiğini belirten ancak ADR ve R111 uygunluk sertifika ve belgeleri olmayan üreticilerin üretim yapmasına yol açmıştır. Öncelikle ADR’ ye uygun tanker kavramının geçersiz bir kavram olduğunu belirtmek gerekir. Üzerinde tadilat yapılarak hiçbir tehlikeli yük taşıma aracı ADR’ye uygun hale getirilememektedir. Ülkemizde birçok kullanıcı yanlış yönlendirilmekte ve kendilerine ADR’ ye uygun tanker olduğu söylenen tankerler satılmaktadır. Oysa ki denetim yapacak resmi kurum ve uygunluk belgesi düzenleyecek teknik bürolar belirlendiğinde, şu anda elinde ADR ve R111 sertifikasız tanker bulunan kullanıcılar bu araçları üçüncü dünya ülkelerine ucuz fiyata satmak veya hurdaya çıkarmak zorunda kalacaklardır.”
ADR Yönetmeliği’ne, 2005 yılında Türkiye’nin de taraf olmasının uygun bulunduğunu hatırlatan Çetin Nuhoğlu, yönetmeliğin 2007 yılında kabul edildiğini kaydetti.
Yönetmeliğin iki yıl geçiş süresinin tamamlanması ve iki defa ertelenmenin sonrasında da 2011’de geri dönüşü olmayan bir yola girildiğini anlatan Nuhoğlu, “Durum ülkemizde böyle iken; ADR, Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu tarafından 30 Eylül 1957’de yayımlanmış ve 29 Ocak 1968 tarihinde yürürlüğe girmiştir. ADR Yönetmeliği taşıma araçları ve üniteleri için 18 Aralık 2010’da yayımlanan yönetmelik değişikliği ile 1 Ocak 2013 tarihinde yürürlüğe girecek. ADR’siz bir araç yatırımı yapıldığında, yönetmelik yürürlüğe girdiğinde geriye dönük olarak aracın belge alması imkansız ve atıl kalma tehlikesi mevcut. ADR’li araç yatırımı şimdiden yapıldığında, yönetmelik yürürlüğe girdiğinde geriye dönük olarak aracın T9 belgesi alması mümkün” diye konuştu.